Haber

Kurban geleneği nasıl başladı? Hangi dinlerde kurbanın yeri var? İslam dininde kurban anlayışı…



İslam dininde kurban anlayışı

Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında Habertürk yazarı Murat Bardakçı, tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu soruları yanıtlıyor.

Prof. Dr. ERHAN AFYONCU: Herkesin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum. Osmanlı döneminde şimdi bizdeki gibi kurban bayramının günü belli değil. Ayı gözlüyorlar. 1592’de İstanbul Kadısı’nın görevi Kurban, Ramazan bayramı ve Kadir gecesini tespit etmekti. İyi de para alırmış. Fakat Üsküdar Kadısı 16 Eylül, İstanbul Kadısı 17 Eylül. Padişaha soruluyor, Üsküdar’daki kadıya itibar etmiş. Üsküdar Kadısı ‘Ben gördüm’ dediği için. Yüksek yerlere insan gönderiyorlar, mesela Bolu’ya insan gönderiyorlar.

“KABE İŞGAL EDİLMİŞTİ”

MURAT BARDAKÇI: Suudi Arabistan’da “Hilali gördük” denilince, kadı şahitlerle birlikte gidip bakar, Kral çok ciddi bahşiş verirdi. 30 bin 40 bin Riyal. 1978 veya 79’da Kabe’yi bir sabah namazından sonra bir grup bastı. Kabe’nin altında kilometrelerce uzayan dehlizler var. Aylarca silah koymuşlar. Kabe’yi bunlar bastılar. 50 küsur gün Kabe’de kalıp, minarelere çıktılar, yaklaşmak isteyenleri minareden vurdular. İçeriye ateş edemiyorlardı. Pakistan Özel Kuvvetleri geldi, onlar da giremedi. Bir iddiaya göre Fransız anti terör birliğini getirdiler. O günlerde Mekke su tesisatını yapan Türk şirketi vardı. İddiaya göre o su kanallarını dehlizlerle birleştirmişler. Oradan su ve elektriği vermişler. Çarpıldılar. Sağ kalanları tek tek topladılar. O sene Hac yapılamadı. Ertesi gün kafaları kesildi. Ama neyin nesi olduğu ortaya çıkmadı. Suudi prenslerin hazırladığı bir saray darbesi olduğu söylendi. İstanbulî diye birisini mehdi ilan edilmişti. İşin içinde prensler olduğu için hiçbir zaman ortaya çıkarılmadı.

“16. YÜZYILDA İSTANBUL’A KURBAN YETMİYOR”

AFYONCU: Padişah İstanbul’da. Bayram alayı diye bir kavram var. Padişah Hırka-ı Saadet’te sabah namazı kılıyor. Sonra bayram alayını seyrediyor. İstanbul’da her zaman büyük bir nüfus var. 16. yüzyılda 100 bin. O döneme göre büyük bir nüfus. İstanbul’a hayvan yetmiyor. İstanbul’a 100 bin civarında kurbanlık koç geliyor. Gün belki bir iki gün sarkabilir ama ay belli. O dönemde büyükbaş hayvan gelmiyor. Tanzimat’a kadar sığır fazla tüketilmiyor. O dönemde kurbanlık dendiğinde küçük baş, koç anlaşılıyor. İstanbul’un köylerinde beslenen hayvanlar yetmiyor. Romanya iyi bir hayvan yetiştirme merkezi. İstanbul’un hayvan ihtiyacı oradan karşılanıyor.

Et belli bir fiyattan, ekmek belli bir fiyattan satılıyor, narh koyuluyor. Kasap olup iflas etme durumu yüksek. Halkın ana ihtiyaç maddesi ekmek ve et. Bunlar çok pahalı olmuyor. Türkiye son zamanlarda ilginç bir şey başardı. Son 10 yılda kurban kesimi daha temiz ve düzgün yerlerde olmaya başlardı. Eskiden arsalarda falan kesilir. Padişahın fermanı var; kestiğiniz kurbanı sağa sola atmayın, diye… Kesimhaneler var. Araba yıkama yerleri var. Sokakta kesmenin çok ağır cezaları var.

Şimdi artık eskisi gibi değil. Artık insanlar bağışlıyorlar. Yurt dışına bağışlanıyor. Yurt dışında kurban daha ucuz olduğu için daha ucuza kestiriyorsunuz.

BARDAKÇI: Bizde 100 küsur senesi devlet kurban derisine musallattır. Mithat Paşa Tuna Valisi iken, tavsiye gibi bir şey yayınlıyor. “Kurban derilerini maarife verin okul yapsın” diyor. Yıldız Sarayı’ndan irade çıkar, “İsteyen şeyhülislamlığa isteyen demir yollarına versin” diye. Sonra Türk Hava Kurumu çıktı. Neredeyse cebren alacaktı. Boğaziçi Üniversitesi’nin bahçesinde Nafi Baba Tekkesi vardır. Kolejin oraya çıkan yokuşa palamutla çıkar. Esnaf laf atar, “Baba erenler Sırat Köprüsü’nü palamutla mı geçeceksin’ diye sorar. O da ‘Evet erenler Sırat Köprüsü’nü bahren (denizden) geçeceğim’ der.

“PADİŞAH ÇOK KURBAN KESER, DAĞITIRDI”

AFYONCU: Padişah çok kurban keser fakir fukaraya dağıtırdı. Zenginler daha çok keser.

BARDAKÇI: Saraylarda her konuyla ilgili bir abartı vardır. Onun haşmetini gösterir. Saraydaki yemek defterlerine baksanıza.

AFYONCU: Türkiye’de çok ciddi zenginlik de var, fakirlik de var. Ciddi et alamayan nüfus var. Bunların zekat ve kurbanla desteklenmesi lazım. Varlıklı insanın daha fazla kesmesi daha fazla insana fayda sağlanması için.

“İSTANBUL EN GÜZEL GÜNLERİNİ YAŞIYOR”

BARDAKÇI: Cumhuriyet tarihinde en çok restorasyon bu dönemde oldu. Bizim çocukluk yıllarımızda İstanbul harabeydi, para yoktu. İstanbul şu an en güzel günlerini yaşıyor.

AFYONCU: Tokat’da çok güzel restorasyon oldu ama müteahhit de battı. Köy yolu yapan müteahhide restorasyon yaptırılmaz.

BARDAKÇI: Maalesef bizde kötü restorasyonlar rahmetli Demirel döneminde yapıldı. 10 senelik tecrübe şartını kaldırttı.

AFYONCU: Biz kötüleri görüyoruz ama iyi de var.

BARDAKÇI: Teşvikiye’da büyüdüm. Su akmazdı, elektrik ikide bir kesilirdi. Yollar toprak çamurdu. Karanlıktı İstanbul. Şu anda en güzel günlerini yaşıyor. Hacı Osman bayırından geçmek cesaret işiydi. Mimari bozukmuş vs. Bunu mimarlar yaptı. Bugün Mimarlar Odası her şeye karşı çıkıyor. Ama onların döneminde oldu.

Ayrıntılar geliyor…

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. whoah this blog is fantastic i love reading your articles.
    Keep up the great work! You already know, a lot of people are looking round for
    this info, you could aid them greatly.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al Takipçi kasma hilesi Ücretsiz Video İndir porno izle takipçi satın al tarot fal baktır